30/5/2007

öğretmenlik

h1

bakıyom bakıyom yazacak bişey çıkaramıyom. Aslında çok var söylenmesi gereken söz

mesela şeyden bahsedeyim eğitim sisteminden:

Anadolu lisesi diye bişey yapmış insanlar. Bu lise denilen kuruma, bir sürü öğretmenlik statüsü bir şekilde verilmiş olan öğretmenler yerleştirilmiş. Ortaokul çocukları yaşlarından ağır soruları gene yaşlarından ağır strese girerek çözmeye çalışmış ve Anadolu lisesi denilen şişirilen balonlara girmeye hak kazanmışlar. O kadar sınavlar yapılıp Öğrenci sınıflandırılması yapılan bu sisteme giren bütün çocuklar bi an dumur olmuşlar. Çünkü bu özel seçilerek girilen okulda öğretmenlik yapmaya çalışan insanlar onlara 1 puan yüzünden (100 üzerinden 84, 69,54,44 gibi) düşük not vermeye çalışan, 'benden bugüne kadar değil 5, 4 alan bile olmadı, bütün sınıf 1 aldı' diyen, ırkçılık yapan, rehberlik öğretmenleri meslek seçiminde 'senden hiçbişey olmaz boşuna uğraşma', 'sen insanlardan nefret ediyorsun psikoloji okuma' diyen, dışarıda bu mesleği adam gibi yapabilecek açıkta bekleyen bir sürü öğretmenin hakkını yiyen, ve daha birsürü akıl almaz haksızlıklar ve yasaklarla kendilerini tatmin eden, öğretmencilik oynayan insanlar. Çocuklar lisede aldığı nota göre üniversiteye girecek, bütün hayatı etkilenecek. Öğretmenlerin umrunda değil. Yapılan şey gıcıklıktan başka bişey değil.

Koyun gibi yetişen gençlikten bir kişi ağzını açıp birşey diyemiyor.

Bunlardan biride kardeşim. ortaokulu bitirene kadar taktir alan ve oks sınavındaki başarısından dolayı anadolu lisesine giden ve lisede 'nedense' düşük notlar alarak geleceği yavaş yavaş kararan kardeşim. !!!!!  HÜRRİYET ANADOLU LİSESİ

 

29/5/2007

dök dök ye

h1

Blog! Dök içini rahatla diyorsun.

Dökeyim gene herzamanki gibi. Gene bir aöf sınav öncesi, değişen hiçbirşey yok. Sadece bu açıdan değişen bişey yok, çünkü bütün herşey değişti, sadece sınavlar değişmedi. Mesela evlilik nedir, ne değildir o geldi yeni. Tatmadım henüz ama korkuttu kafasını gösterince. Başka ne var? işsizliğin dayanılmaz hafifliği var. Çünkü işsizken koşturmuyorsun ve kendinle başbaşa dertleşiyorsun. Düşünecek çok zamanın kalıyor. Üzerinde yoğun baskı oluyor. Yoğunlukta sadeleşiyorsun. Lakin bide benim hayatımda şöyle bişey var: Bir sürü şehir gezdim. Hepsinde yoğun çaba sarfettim. Bir sürü işe girdim. Koşturup durdum. Ama Bursada yok öyle bişey. Buyüzden bursadaki insanlar geçmiş yaşantılarımı anlatsamda inanmıyor. Çok garipsiyorum. İnandırma çabası bocalamasına giriyorum. Sonra ammaaaan ister inan ister inanma diyorum. Ortam garip ortam. İnsanı pasifleştiriyo ortam. Eskilerdende kimse kalmamış hem.

Ya bunada şaşıyorum. İnsanlar büyüyünce güneye göçeden kuşlar misali yok oluyorlar. Şerefsizler haberde vermiyolar, seni yalnız başına bırakıyorlar.

hereos, lost derken geçiyor günler gene. telefon çalıyo bi saniye

 

1 bankalar neden coştu bi haftadır. Ard arda mesajlar geliyo

2 Sigaram yok paramda kalmamış çatlayıp ortadan ikiye ayrılacam az sonra.

 

 

bukadar

 

23/5/2007

iş koşturması

h1

Takımımı giydim iş görüşmesine gittim bugün. Ah be kahpe dünya ne diyim ben sana başka...

bari vasfıma göre bir iş olsaydı içim yanmasaydı

15/5/2007

yazzz

h1

Şenlikler geldi geçiyor. Oh ne güzel...

kardeşimle gezip durduk şenliklerde. Daha bi sürü olay var ama dinlenmek lazım şimdi biraz. Hem havalar bu kadar sıcakken ve bir sürü olayı kontrol altında tutmaya çalışırken ve bu buhranlı (gene) günleri geçirirken tatil özlemiyle yanıp tutuşmak cabası. Şenlikler kesmiyor çünkü. Hayat etkileyici stress dolu sınavlar var şimdi. Abla evleniyo düğünler var telaşlı telaşlı. Sevgiliye bi haller oldu, o  dahabi stresli sanki...

6/5/2007

neler oluyor

h1

Neyim ben şimdi, manik depresif miyim?

Sebep yok alaka yok hiçbirşey yok, herşey güzelken başlıyor depresifliğim. Kendimden korkuyorum artık.

Neyse gelelim başıma gelenlere;

Bir gün masumane bir şekilde sıradan şehiriçi seyahatim için otobüse bindim. Ayakta duran bir tane ben, ve otobüste bir tane boş yer var. Yapmam gerekeni yapıp boş yere oturdum. Lakin kıç komşum bir bayan ve hatta teseddürlü bir bayan. Teseddür yüzünden kınamıyorum, düşüncesine saygım var, beni dellendiren olay başka mevzu. Arkada oturan diğer teseddürlü arkadaşları ben oturunca panik oldular ve yanımdaki bayana 'kalk ayakta dur' tarzında laf dalaşmalarına girdiler. Kendimi bir anda iranda hissettim. Bu islam dini değil direk şeriattir. Bize yıllarca islam dinini anlattılar. İslam dini hoşgörü dinidir, saygı ve sevgi dinidir diye bahsedildi. Bana yapılan sapık muamelesine mi yanayım, yoksa daha derin mevzulara girip ona mı yanayım bilmiyorum.

Neyse daha derinlere inip celallenmeyeyim. Ben Türkiyeden değil direk *İran*dan

(ایران)(Şeriat Cumhuriyeti) bahsedeyim. Söz meclisten dışarı.

Geçenlerde iran hakkında bir belgeselin sonuna yetiştim. Anladığım kadarıyla çoğu yüzünü gizleyen üniversite öğrencilerine röportaj şeklinde sorgulamalar yapılıyor. Aklımda kalan kısım bir üniversite öğrencisinin anlattığı bir yasa : (yanlışım varsa lütfen düzeltin.) Öğrenci diyor ki biz burada ergenlik dönemine giren kız kardeşlerimizle görüşemiyoruz. Yani bir erkeğin kız kardeşi ile görüşmesi yasak.

Zamanın birinde şeriatla ilgili bir kitap geçmişti elime, sadece incelemiştim, okuma fırsatım olmamıştı, bulup okuyayım bari. İncelediğim kadarıyla (gene yanlışım olabilir) kadın resmen mal gözüyle bakılıp hiçbir kadınsal hakkı bulunmadığını anımsıyorum.

Ayrıca şeriat'a göre cezalandırma genelde ölüme dayalı veya 'hırsızlık yapanın eli kesilir' gibi gayet kan revan içinde gerçekleşir. Buna rağmen İslam dininde Allahın var ettiği canı gene Allahtan başka kimse alamaz, geçerlidir. Şeriat kelime anlamı yönünden farklı, fakat günümüzde kullanıldığı şekil itibari ile çok farklı bir yönetim sistemi. Ülkemizdeki bayanların çoğu kelime itibari ile öğrenip aaa ne güzelmiş diyerek benimsediğini umuyorum. Lakin yapılan geyiklere bakıp hoşbişey gibi görünen bir erkeğe 4 kadın uygulaması resmen kullanılabilir. Yani kocanı üç farklı kadınla paylaşmak isteyen kadınlar var etrafta. Şeriate göre kadının hiçbir hakkı yoktur. Miras bırakılamaz, tekme tokat dalarsın kimse bişey diyemez, canın isterse evlenirsin canın isterse boşol dersin ama kadının seçme şansı yok, seçme hakkın yok seçilme hakkın yok, sokakta kocandan izinsiz gezme hakkın yok, yok anam yok. Siz kadınların derdi ne? neden mal yerine konmak istiyorsunuz?

Sonuç olarak bana göre İslam dini ile günümüzde kullanıldığı biçimde Şeriat aralarında dağlar kadar fark olan iki inanç biçimi. Birisi 'yaradılanı sev yaradandan ötürü' felsefesi olan diğeride 'kestiğimiz parmak acımaz' görüşünü benimsemiş inanç biçimi.

 

 

 

27/4/2007

ay bitiyoooo

h1

Nisan ayınıda bitiriyoz. Bakalım neler görcez daha. Cumhurbaşkanlığı seçimleri, alıp başını giden milliyetçilik akımları, bazıları bayrağın arkasında bazıları dinin arkasında hheeeeeyyy hheyey nede karıştı ortalık. Bitsin tabi ay güneş doğsun artık, Mayıs gelsin bahar gelsin oooh denize gidelim, balık tutalım. Kafamızı dinleyelim artık. 361 kişi varmış. Metin Uca olsa ne de güzel olur :D

 

22/4/2007

göz nezlesi

h1

Gözün nezlesi mi olurmuş. Aylardır ilk defa iş geldi, onda da göz nezlesi geçirdim. Site hazırlarken gözüm hapşurup durdu. Neyse şimdi geçti sayılır. Bu arada yeni bir projeyi ayaklandırmaya çalışıyorum. Süper bir siteyle karşınıza çıkacağım. Bugünlük bu kadar. 

17/4/2007

Acı Bal

h1

Daha önceden ablamın evlilik hazırlığında olduğundan bahsetmiştim. Geçen gün damadın ailesi düğün öncesi ziyarete geldiler. Napalım nedelim muhabbeti dışında geyik muhabbetleride yapıldı. Yalnız bir konu dikkatimi çok çekti. Damadın babası adlı kişi zamanında soğuk algını olmuş. Uzun süre bu hastalık geçmeyince acı bal denen mevzu bahis şifalı yiyecekten bulmuş bir şekilde. Haftada bir çay kaşığı denmesine rağmen damat babası günde bir çay kaşığı yemeye başlamış. Bir gün çay kaşığı bulamayıp çatalı daldırıp bol miktarda vücuduna acı bal sokmuş. Sonuç itibariyle ölümden deliliğe kadar yan etkilerinin olduğunu bilmeyen damat babası yere yığılıp kusmaya başlamış. Zar zor hastaneye yetiştirmişler. Doktor, acı balın toksinlerinin vücuttan atılmadığını ve fazla tüketiminde ölüme kadar götürdüğünü söylemiş. Bu olayı duydum duyalı aklımdan çıkmadı. Bugünde ufak bir araştırma yaptım. Gerçekten ensede kaşınmayla başlayan yan etki delilikten ölüme kadar farklı çeşitlerde karşımıza çıkıyormuş. Bu bal genelde karadeniz bölgesinde, arıların baharda ilk açan çiçeklerin yoğun özünü toplayıp ilk yaptıkları baldan elde ediliyormuş. Osmanlı dönemi kaynaklarında deliliğe yol açtığı ifade edilmiş. falanmış filanmış işte, bal yüzünden ölmeyin.

 

al bak burda yazıyo:

Prof. Dr. Cihangir Uyan, acı bal olarak bilinen ve bazı bitkilerden kaynaklanan bir tür zehir ihtiva eden işlenmemiş balı yedikten sonra zehirlenen hastaların acil müdahaleye ihtiyaç duyduklarını belirtti. Acı bal zehirlenmelerinin özellikle Karadeniz bölgesinde görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Uyan, "Özellikle Karadeniz bölgesinde görülen acı bal zehirlenmeleri bulantı, kusma, kalp hızının yavaşlaması ve bayılma belirtileriyle ortaya çıkmaktadır. Yöre insanları tarafından mide ve bağırsak problemlerini ilaçsız tedavi etmek amacıyla kullanılan acı bal, ihtiva ettiği grayanaktoksin-1 denilen zehir nedeniyle insanları zehirlenmektedir" dedi.

Karadeniz bölgesinde bulunan Ihododendron ve Azalea adlı bitkilerin yaprak ve çiçeklerinde bulunan grayanaktoksin-1 zehirinin, arılar tarafından alınmasıyla bala karıştığını açıklayan Prof. Dr. Uyan, "Bu zehiri ihtiva eden bir çay kaşığı bal, zehirlenmeye sebep olur. Özellikle hasta insanların bünyesi bu toksine karşı son derece hassas olduğundan, tadımlık bal bile zehirlenme nedeni olmaktadır" diye konuştu

14/4/2007

Gaz

h1

Bu ne gaza geliştir, aman tanrım. Araştırma arzusuyla yanıp tutuşuyorum. Gözle görülür bişeyler yapınca zevkten 4 köşe oluyorum. Oh oh yaşasın web proğramcılığı, kendi bilgisayarıma alışveriş siteleri, blog siteleri, forum siteleri kurup mutlu oluyorum. Evet insanlık için çok küçük ama benim için çok büyük adımlar bunlar. Hatta deli gibi uykum varken bile hala ısrarla çalışmaya devam ediyorum. Neyse yarın çok yorulcam, iyi geceler, iyi uykular.

11/4/2007

döngü

h1

  • popomunda diye bir online oyun buldum. Onla uğraşıyorum.
  • bide travian diye bi oyun var. bu iki oyunda bağımlılık yapıyor.
  • Gene hava kapandı, bulutlu bugün Bursa...
  • Dün gece rol çatışması üzerine uzun uzun düşüncelere daldım. Bir insan tanıştığı her insana göre rol belirler. Bu tanışılan insanlar biraraya gelince rol çatışması yaşanır. Mesela bir annenin çocuğuna annelik yapması ve çocuk büyüdüğünde annenin ders verdiği sınıfa başlaması. Öğretmen olan anne çocuğuna öğretmenlik rolü ve annelik rolü çatışmasında kalır. Gibi garip tespitleri düşündüm. Çevremdeki insanlardada aynı şeyi yaşıyorum. İnsanlar başbaşayken çok iyi, ama başka biri ortama girince birden değişiyor. Rol çatışmasına giriyor. Sıkıldım bundan
  • İnsanlar çok fazla yorum yapıyor, takıntılı olmayabaşladım. Ciddi takıntılarım var artık. Eskiden kimseyi dinlemiyodum ne güzel.